Bir uçurumdan düşmek gibi miydi seni sevmek...
Hayır.
Sen uçurumun kenarında, hala düşmemiş olmanın verdiği mutluluktun...vereceğin huzur da en fazla bu kadardı işte.
Sen uçurumun kenarında her an düşebilecek olmanın korkusuydun.
Kaçıp gitmenin nedeni bu korkuyken, korkunun yaratıcısı da sendin, sevgilim. Kendinden kaçtın,kendi düşüşünden.
Potansiyeli o kadar yüksekti ki düşebilmenin, senin kıyında; aşkın verdiği enerji buradan geliyormuş anladım.
Düşmekten ne kadar korkuyorsam, düşüp kurtulmayı da o kadar istedim. Özgür ruhum duygusal işkencelerine göre değildi. Her kendimi atışımda kurtardık birlikte bizi...O gün gelene dek.
Öyle bir gün geldi ki, ellerinle ittin beni aşağıya...düşüyordum, ama ne düşmek.
Rüzgarın uğultusu kulaklarımı hızıyla yırtarken öyle bir andı ki,artık daha fazla acımayacaktı.
Batıp o hızla çıkmaktı yapacağım,planlamıştım.
Olamaz!!! Hayır, yine tuttun beni.
Düşmeme ramak kalmıştı oysa ki.
Yine tutmasaydın geri çıkardım belki
ama tuttun.
Ve yakındı ikinci düşüşüm...
Yine düştüm.
Orada enkazımla bıraktın ya beni
Geri çıkamazdım.
--
Bir daha düşmeyeceğim.
İnsan çıkamadığı yerden nasıl düşebilir ki?
2 yorum:
İnsanın en derin duyguları,
sona yaklaştığı anlarda ortaya çıkıyor.
Bir acelecilik gibi sanki
Hani sınav öncesi hızla göz atılan konular gibi,
İnsanın gözünün önünden geçen bir film şeridi.
Oynadık birlikte...
Franche'cim, duygu-sel'im benim :)
Sevgilerimi yolluyorum, finallerinde ruhum seninle.
Teşekkür ederimm yalnız olmadığını bilmek güzel...İnsanın bu kadar yalnızken bu kadar da kalabalık olabilmesi...Ne güzel.
Duygu sellerinde boğulmamız ümidiyle,Hayalbemolcüğüm beni özleyiniz...
Yorum Gönder