Ben bu mim işini çok sevdim, oturup düşünüyorum,kimler ne düşünüyor görebiliyorum,öğreniyorum,büyüyorum,harika!!(=
Hayalbemol beni “
Kalbinizi çalan eylemsel hareketler “başlığında mimlemiş. Mutlu bir beraberlik için karşı cinsten beklenilenler neler bunları sormuş iyi ki de sormuş (=
Bence bu konuyu farklı açılardan bakarak değerlendirmemiz lazım. Mutlu bir beraberlik için ne istiyoruz temel olarak?
Uyum içerisinde yaşanan sevgi, saygı,
huzur ve anlayış dolu bir beraberlik mi?Seni her sabah yataktan fırlatan, iştahını kesip uykularından eden, ortalıkta aptal aptal sırıtmana yol açan
tutkulu bir aşk mı?Yoksa ikisi bir arada da olur mu??
Bilmiyorum:)
Ama öncelikle tutkulu aşktan bahsetmek gerekirse, sınırların olmadığına inanıyorum. Aşk için “aranılan özellik” diye bir şey yok bence. Aşık olduğunuz kişiyi zaten sorgulamadan “aradığınız kişi” yapıyorsunuz. Aşk bir görme kusuru diye bir laf var, bir bakıma doğru. Olayların, kişilerin tüm olumsuz özelliklerini atıp, ideal bir durum yaratıyor beyin. İnsan sorgu-suali bırakıyor kendini kuş gibi hafif hissediyor. Sevginin sorumluluğu ve sistematik ilerleyişinden çok çok farklı… O nedenle aşk ile doğan mutlu bir beraberlikten yola çıkıyorum bu mimde.
Ben aşk için Hayalbemol’un bahsettiği
kaçan balık kovalanırmış yasasına biraz inananlardanım. Bunun çok basit psikolojik bir açıklaması var.
Biz insanlar egolarımızla yaşıyoruz. Egosuz olmak diye bir şey yok hepimizin bildiği gibi. Sadece kimimizinki yüksek kimimizinki dönem dönem değişiklikler gösteriyor. Haliyle ego bu kadar mühim bir şey olunca aşkı da vuruyor: Eğer beğenilen size her şeyi altın tepside sunmuyor, her an kaybolabilir bir siluet olarak aşkını sunuyorsa size ulaşılmaz gözüküyor. Ardından bu “ulaşılmaz”ı gözünüzde yüceltmeye başlıyorsunuz (aşkın görme kusuru burada devreye giriyor)
Eğer o ulaşılmaza sahip olursanız onu yücelttiğiniz noktaya siz de çıkmış olacaksınız bu nedenle onu kovalamak birincil mesleğiniz haline geliyor. Elbette aşk bu kadar basit değil; ama onu oluşturan psikolojik etmenlerden küçücük minicik bir kısmı bu ve önemli bir adımı.
Bu nedenle benim ve bence herkesin aşık olma sürecinde gereken ilk durum bu, biraz heyecan:)
Bunun dışında bilim adamlarının hormonal olarak yorumladığı ama benim pek de inanmadığım tutku durumu var.
Tutku şart bence aşk için.Biraz mesafe biraz özlem biraz kimyasal uyum, çekim lazım. Ama işte kek yapar gibi şu kadar un bu kadar şeker koydum aşk oldu olmuyor.
O yüzden ben rüzgâra bırakmaya bayılırım kendimi aşk gelip beni buluyor eğer arıyorsam…Ama aşkla başlayan o büyülü mutluluğun heyecanının bittiği bir yer oluyor, mutlaka oluyor bu da yine egolarımız dengelenmesi, alışkanlıklarımız, huzurumuzla alakalı. (Ne var ki insanoğlu adrenalini arıyor, o nedenle aşk lazım aşk, aşk diyorum:))
“Mutlu bir beraberlik için gerekenler” reçetesine gelince,bunun çok da sabit kurallar dahilinde olabileceğine inanlardan değilim aslında…Dönemden döneme kişiden kişiye değişiyor bence...Ama hayatımın şu döneminde bakacak olursam
iletişim becerileri mutlu beraberlik için birinci şart bence. Çünkü ne kadar harika bir çift ve mükemmel bir aşk hikâyesi olsa da çiftler bunu birbirlerine doğru ifade edemedikten sonra işler Türk filmine dönüyor birçok zaman. Bunun dışında iletişim becerileri kuvvetli olması benim için önemli çünkü ben kendini iyi ifade edebilen, eğlendirmeyi ve düşündürmeyi becerebilen erkeklerden etkilenirim. Hayat her zaman kolay değil ve sizi güldürmeyi becerebilecek bir erkek
en gülemeyeceğiniz zamanlarda bile “hiç güleceğim yoktu” dedirtebilmeli…Bir ikinci beklentim duygusallık, sanatseverlik ve entelektüel bakış açısı. Benim erkekim çok zeki olsun diyenlerden değilim. Zekâya büyük bir hayranlık duyarım fakat bu kişinin kendi edindiği değil doğuştan sahip olduğu bir özelliğidir. Ama duygusal zekâ ve entelektüel bakış açısı şahsın kültürü, bilgi birikimi ve duygusallığı ile ilintilidir ki böyle bir erkek bence tadından yinmez. Oturup okuduğum kitap hakkında ateşli bir şekilde tartışamayacak ve birbirimizi geliştirecek orijinal fikirler bulamayacaksak, hayatı paylaşamam çünkü yerimde saymaktan çok sıkılırım. Her gün ben yeni bir şey öğrenmeye bakarken onun da bunun için hevesli olmasını beklerim.
Ayrıca sanat zevki olan birisi estetikten ve hayatı keyifle yaşamaktan anlıyor demektir. Estetikten anlamasını isterim çünkü hayatın anlarda saklı olan mutluluğunu oluşturan budur. Ayrıca adam beni seçmiş herhalde estetikten anlamalı: P(Şaka:))
Felsefe insanı insan yapan bir şeydir.
Bir erkekte olaylara değişik açılardan bakma,sorgulama,düşünme becerisi ve hayata soru sorma cesareti yoksa ona olan saygımı yitiririm. Hiçbir düşünceye körü körüne bağlı olamam ve olanla da hayatı paylaşamam.
Özgürlüğümü kısıtlamaz, yaşadığım hayatın tek kişilik sahnelerinde bağımsızlığıma karışmaz bana saygı duyarsa mutlu ve uzun soluklu bir beraberlik olabilir. Buna rağmen beni umursamalı, kıskanmalıdır elbette ancak bana olan güvenini aşmayacak bir biçimde ama zaten aşkın gereği budur. Kıskanmak elden gelmeyen içgüdüsel bir şeydir ve eğer birazcık mesafe var çiftlerin özgürlüğünde kısıtlanma yoksa aşkın ömrü uzun olur. Çünkü hiçbir zaman tam anlamıyla “senin” değildir, bu doğaldır, ama bu heyecan ve korku yaratır. Adrenalin aşkı taze tutar:)
Nerede nasıl davranacağını,ne söyleyeceğini,ne içeceğini nasıl giyineceğini bilmelidir. Görgülü olmak çok önemlidir. Çünkü bana göre hayatta en önemli şeylerden biri bu dünyadan gittiğimizde arkamızda bıraktığımız insanların bizi saygıyla hatırlaması,bunun için de bazı toplumsal sorumluluklarımızı yerine getirmemiz gerekli…
Herkesle iyi anlaşmak zorunda değil ama insan ilişkileri kuvvetli olmalıdır. Kimse şikayet eden ve geçimsiz birisini sevmez…
Hayata pozitif bakmalı!! Hele ki benim gibi anına göre enerjisi çok çabuk düşebilen birisine kesinlikle bir Mr. Polyanna lazım:)
İşinde başarılı olması,çok para kazanması,iyi bir evi iyi bir maaşı olması önemli değildir. Ama çalışkan,azimli ve kendini geliştirmiş olması çok kıymetlidir. Elbette aynı kültür ve aynı tabakadan gelmek çok önemlidir iyi bir uyum için;fakat ben kolejlerde okumuş çok imkanlı bir ailenin boş gezen oğlu yerine kendini geliştirmiş,olduğu yerden başka bir noktaya taşımış bir kişiyi tercih ederim!!
Hayat tecrübesi konusunda cv’si kuvvetli olmalıdır!!!! Bir erkeğin kadın ruhundan anlamsı çok önemli,kadını mutlu edebilmesi içn. Bu da okumakla olmuyor işte. Hepimiz yaşayarak acı çekerek ve çektirerek öğreniyoruz hayatı. O nedenle hayata yeni gözlerini açmış,beni anlamayan ilişkinin doğasını çözememiş bir adamı büyütmek istemem. Kendimi zor büyütüyorum zaten:) Bence mutlu bir ilişki,huzur ve uyum için tarafların tecrübe dengesi çok önemli. Sonuçta çok tecrübeli bir kadın, kçük bir oğlan çocuğunu boğacak,ikisi de birbirinden kaçacaktır:) Abartmamak arayı açmamak lazım(=
Sosyal yönden aktif olmalıdır,toplumsal konularda duyarlı olmalı,yazmalı,çizmeli okumalı,hatta işi,ailesi,dostları ve ben dışında ilgilendiği bir şey mutlaka olmalıdır. Mesela enstrüman çalan veya Tema’da gönüllü çalışan bir erkek her zaman saygı uyandırmıştır bende. Kendisini hayatın zorunlulukları dışında bir alana adamış,boş boş oturmamıştır. Evet kesinlikle lazımdır. Dır.
Ne kadar çok şey istiyormuşum:) Sen bunları istiyorsun da sende var mı diye sorabilirsiniz. E ben mükemmeliyetçiyimdir her zaman en uzaktaki yıldıza gözüm takılı yaşarım. Fakat yine de yukarıda sayılan “mutlu bir ilişkinin reçetesi” her an yırtılıp atılabilir. Çünkü bence kaç yaşında olursak olalım sevgiye dönüşecek tüm ilişkilerin başı aşk ile başlamalıdır. Aşk ise “reçete mi o da ne” dedirtir insana:) Fakat tutkulu bir aşkın huzurlu ve daimi bir sevgiye dönüşmesi için ,en azından benim için bahsettiklerim de olmalı bea sevgili okuyucular(=
Buradan beni mimlediği için çok sevgili Hayalbemole teşekkürlerimi sunuyor çok konuştuğum için özür diliyorum. Her ne kadar sürç-ü lisan ettiysem affola(=Mimliyoruumm(=böcekAgül!Rigor Mortis