Ben birazcık yeni olduğumdan yeni yeni tanışıyorum mim kavramıyla:) Ama fakat lakin, buraya geliş amacım paylaşmak,tanımak ve çoğaltmak olduğundan HayalBemol’un beni mimlemiş olmasına çok sevindim feci geçen haftamın güzel bir bitişi oldu:)
Mimin konusu ise maddeler haline kendimizi tanımlamak. Benim için çok zor:) Bir kere ben kısa cümle insanı değili bu biiir,bir de kendimi anlatmaya başlarsam susamam iküüü(=
Yalnız, been kimim diye - maddeler halinde - düşünmeye vaktim olmamıştı uzun zamandır doğrusu,sıraladıkça netleştim ben de,kendimi daha net gördüm o yüzden ikinci bir teşekkür yine Hayalbemole gidiyooor:)
Franche kimdir nedir yenilir içilir mi yenilir yutulur mu napılır?
*Her şeyi fazlasıyla sorgularım,enine boyuna düşünür,net bir düşünceye varana kadar huzurlu uykular uyuyamam.
*Kolay risk alamam ama sabırsızımdır; o yüzden çabuk ve doğru kararlar verebilmek için tüm olasılıkları hızlıca zihnimde hesaplarım, en az zararlı olanı seçmeye çalışırım. Ama yine de hiçbir zaman çabuk karar veremem, kararsızımdır.
*Bebek pembesi denilen rengi seven bir kız çocuğu olmamışımdır hiçbir zaman.
*Çevremdeki birçok insana hayatımda olan olayları anlatmaktan sakınmam. Ne kadar zararını görsem de yaşadıklarım ve düşüncelerimle barışık olmuşumdur. Arkasında dururum ve insanlara ne yazık ki biraz fazla güvenirim.
*Hayatımda fikirlerine önem verdiğim kişilere her zaman danışırım. Bunu biraz sorumluluk paylaşmak gibi görürüm çünkü sorumluluk almayı çok sevmem. Yine de hep aklımdakini yaparım en sonunda, kim ne demiş olursa olsun:)
*Birçok kadının aksine çok hızlı hazırlanırım, genelde hayatıma giren erkekleri- babam da dâhil olmak üzere- kapı önünde ben beklemişimdir.
*Özgürlüğüme çok düşkünüm. Eğer herhangi bir biçimde bana müdahale varsa çok gerilirim ve olaylar, insanlar ve mekânlardan zihinsel olarak uzaklaşırım.
*Uzun zaman boyunca körkütük yaşanan aşkı reddedip hayatıma almak istemesem de, bu kadar mantıklı ve garantici olmanın insanı acılardan korumadığını gördüğümden beri tam bir aşk insanıyım. İnsanın hayattan huzur beklediği bir yaşa kadar durulmak niyetinde değilim. Ben birazcık çapkınımdır.
Tam bir “kitap çapkınıyım”. Bu lafı da yeni buldum(= Evde bir sürü güzel ve okunacak kitabım olmasına rağmen dışarıya çıktığımda, düşünmeden arsızca satın almak istediğim tek şey kitap. Gözüm doymuyor hepsini istiyorum.
Ben sanat aşığıyımdır. Tiyatrocu olmayı çok istemiş olmama rağmen mühendislik yolunda ilerlemekteyim; fakat sanatın her dalıyla yakından ilgiliyimdir. Piyano çalarım, edebiyatı ve yazı üretmeyi çok severim. Çok yeteneksiz olsam da danstan ve sahne sanatlarından büyük keyif duyarım. Ayrıca son dönemlerde sinemaya büyük bir ilgi beslemekteyim, çok amatörce de olsa film senaryosu yazmaktayım.
Çok çabuk sinirlenir, öfkemi kontrol etmekte zorluk çekerim. Hataları unutmam ve kırgınlığım baki kalır ama affederim, kin tutmam.
İnsanların güçlü karakterleri, doygun ve olgun tavırları beni çok etkiler; ancak insanoğlunun fiziğine önem göstermesi gerektiğini düşünenlerdenim, çünkü sanatı ve estetiği severim. (Gelgelelim ki ruhlar âleminde yaşamıyoruz: p)
Psikolojiyle yakından ilgiliyimdir(bir diğer ideal mesleğim de buydu; ama seçmedim!), insanları egolarının yönettiğine yürekten inanırım. Aşkı oluşturan sebeplerin en başında egonun geldiğini savunurum.
Birçok kişinin tersine, mutsuzsam eğer yeme içmeden kesilir, kilo veririm.
Strese girersem sağlık problemi olarak belli ederim, asla kendiliğinden hissetmem.
Hayatta insanın tutkuyla yapacağı bir şeyi olmasına çok önem veririm. Her iş tutukuyla yapılıyorsa güzeldir bence. Buna yemek yapmak,sevmek,bir insanla bir ilişkiyi yürütmek ve hatta akşam eve dönerken müzik dinleyerek yürümek dahil.
Ruhani şeylere pek inanmam. Yeni yeni inanmıyorum daha doğrusu. Her şeyi organize eden “büyük güç”ün olsa olsa doğanın düzeni olduğuna ve sabit gerçeklerle açıklanabileceğine inanırım.
Yolda yürürken,bir kafede otururken,herhangi bir yerde herhangi bir şeyi yaparken bile hep bir film karesi gibi görürüm hayatı. Özellikle müzik dinliyorsam küçük filmciklerimi oluşturur hemen aklımdan hikayeler yazarım.
Her yaşadığım duyguyu uç noktalarda yaşarım,bunun beni üretken yaptığına inanırım. Küçük acıları çekmekten kaçınmam,beni olgunlaştırmasını ve beni üretken yapışını severim.
Hava durumunun değişimi bile anlık olarak duygularımı ve hayata dair düşüncelerimi yerinden oynatabilir.
Çok inatçıyımdır:( Eğer inadım tutarsa hiç inanmadığım bir şeyi bile tutku ve hırsla savunabilirim.
Çok anlattım sanırım…
Ama sizinle tanıştığıma memnun oldum sevgili okuyucu(=
Anlatalım, anlattıkça çoğalalım istiyorum, derdim bu…
O nedenle çok yeni olup pek kimseyi tanımasam da sizleri mimliyorum sevgili komşularım(= :
Çatıdaki Sevişgen
BÖCEK
pia*
5 yorum:
Büyük bir keyifle okudum Franchecim. Ama nasıl desem, sen uzun demişsin ama kesmesi bu beni. Şöyle devam edelim,
Polemiğin gelecek cevaplarını tahmin de ediyorsun üfürük. Affetmek, kaçıncı kezden sonra büyüklük değildir, düşünmek gerek. Erkeğini aldatmış nice kadınlar tanıyorum, sırları benle birlike mezara girecek olan. Söylesene bize, senin karşındaki kişi kimdir? Ya vardır, ya olacaktır. Ama hayallerindeki bu adam nasıl hareket etmelidir? Blogda yer var mı düşüncelerine? Öyleyse, Mimsel hareketlerdeki tezine tıkla.
Zor değil sorulara cevap konu aşk olunca.
Sevgili France, bir önceki yorumda ne yazmıştım? İşte yorum onayda olunca göremiyoruz. :) Demiştim ki, tadı damağımızda kaldı uzun cümlelerinin. Kitap çapkınlığın, sanat aşkın, iş tutkun tamam da, kalbine giden yolda neler düşünüyorsun. En kısa zamanda yeniden uğrayacağım. Çünkü yeni tezin için konuyu belirledim. Öğrenmek için tıkla.
birşey söyleyebilir miyim?
tek bir şey:)
Kendimi okudum iyi de ben şimdi:Pp
İnanmayacaksın belki ama yazınca anlarsın eminim:)
hoşgeldin:)
seni tanıdığıma sevindim ben böcek ehm öhm:DD
mimini yirim.
ben de şimdi gördümm :)
teşekkür ederim yavrucum :)
Yorum Gönder